Pazarlarda «gel abla gel» yasağı
Pazartesi, 01 Şubat 2010 07:20

Üzeyir Lokman ÇAYCI

 
Yetkilerini ve görevlerini kötüye kullananlar

Türkiye’de AKP’lilerle iç içe geçmiş Deniz Feneri vurguncularına devlet gücü kötüye kullanılarak sınırsız sessizlik gösterilirken, pazarcılara, hak arayanlara, işçilere ve mağdurlara, vatanseverlere ve Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılan baskılar nedense artırılarak gündemde tutuluyor! Ben 30 yıldır Avrupa’da yaşıyorum. Sendikacıyım. Mesleğim gereği Türkiye’den başlayarak dünyanın bir çok ülkesinde pazar yerleri üzerine geniş araştırmalar yaptım, projeler oluşturdum.

 

Pazarcı esnafları dünyanın bir çok yerinde bağırarak, çağırarak müşterilerine seslenirler. Bu tür davranışlar pazarların süsleri sayılırlar. Avrupa’da metrekare hesabı pazar yeri ücreti alan görevlilerin ya da  emniyet görevlilerinin gerek satıcılara, gerek alıcılara Türkiye’de söz konusu edilen durumlara benzer nedenlerle sert davranmaları ve baskı yapmaları söz konusu değil.

 
Avrupa’da pazar alanlarını belediye görevlileri temizliyorlar

 

Pazar sonrası çöp kamyonları ve belediye temizlikçileri gelirler, bir saat içinde pazar alanlarını pırıl pırıl temizleyip giderler. Bu konuda görevlilerin bir tek şikayetlerine, tedirginliklerine ben şahit olmadım. Yasaklarla kendi tutuculuklarını, bilgisizliklerini ve becerisizliklerini gizleyeceklerine inanan zihniyet gelenekleşmiş, halkça benimsenmiş pazarcıların tutum ve davranışlara sınırlama getirmek istiyorlar. Kendilerinden bir çok konuda hizmet etmeleri beklenen bu kişilerin hizmetsiz geçen bir çok yılda sıkıştıkları alanlarda sadece ceza, korkutma ve yıldırma var. Halkı korkutarak kendi varlıklarını kanıtlamak istiyorlar.

 
Hoşgörüsüzlükler tacizlerle birleşince, intikamı andıran cezalar gündeme geliyor

 

İnsanı ALLAH (C.C.) için sevmeyenler, kötülükleri kendilerine malzeme yapanlar, zulümlerle varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar! Karşısındakilere ayırımcılıklarla yaklaşan zihniyet onların yuvalarını, analarını, babalarını, eş ve çocuklarını kendi yakınlarına yaklaştıkları gibi yaklaşarak düşünmüyorlar. Dünyanın hiç bir yerinde olmayan düşmanlıklar ülkemizde bu yasakçı, şüpheci ve saplantılı kişiler tarafından din maskesi altında körükleniyor!

Son yıllarda her pazar yerinde camilere yardım toplayan cemaat görevlilerinin çokluklarına dahi ses çıkarmayan Avrupalılardan hoş görüyü öğrenemeyen AKP yöneticilerinin Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı mensuplarına, işçilere, öğretmenlere,  öğrencilere,  itfaiyecilere yaptıkları lüzumsuz, yersiz, hukuksuz ve insanlık dışı baskıları diğer kesimlere de sıçratarak yaygınlaştırmak istiyorlar.

Öyle anlaşılıyor ki baskılarla, psikolojik tacizlerle bizi ruh hastası haline dönüştürerek, daha güzel idare edeceklerini zannediyorlar. Ben şahsen AKP’yi, ses, görüntü ve haber olarak evime sokmuyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerini, kendilerini eleştirenleri iftiralarla yıpratmaya çalışan AKP zihniyetinin Türkiye’ye Türk insanına, Müslümanlara, Türk Milletine hizmet ettiklerine ve inançlı olduklarına da asla inanmıyorum.

Duyarlı, vatansever herkesi yersiz haberlerle, baskılarla, yalan haberlerle bizim psikolojimizi bozdular diyerek yandaş medya, yandaş bürokrat, yandaş belediye başkanları, AKP’li yönetici ve milletvekilleri hakkında dava açmaya çağırıyoruz!